Bu şehir bulut bu şehir yağmur şimdi. Gök ağzını
açmışçasına, yırtılırcasına çenesi…. Yüreğimde damla damla biriken ve bir güz
sonrası kara bulutlar ardında gizlenmiş duyguların arifesiydi. Gök gürlemedi,
şimşekler almadı gözlerimi ve sen yanıma koşmadın korkarak ve biraz da
nazlanarak.
Bilirim gelişlerin başkaydı bakışların başka. Ruhuma yürürken gözbebeklerin
her yağmur tanesinin hazin ritmiyle vururdu sineme, başından önce kalbin
değerdi kalbime. Toprağa değmeden daha
ilk tanesi rahmetin, merhamet adlı bir dev uyanırdı içimde. Derin bir girdabın
içinden fışkırırcasına bir sevda tohumu, dilimde aşka dair bir mısra olurdu,
dökülürdü her hava zerresini ardı sıra takarak peşine. Yorgun bir fidanın son
nefeste vuruşuydu sanki toprağa; gün yüzüne çıkmak isteyen bir çekirdeğin
haykırışı. İşte yine yağmur yağıyor ama sen yoksun…