Firak limanından sefere çıkan gemiler vuslat ülkesinin yolcularına umut... Semada kararan bulutlar gülen çehrelere kara bir peçe hüviyetiyle iniyor. Mevsimi belirsiz memleketlerin denizi okyanus dalgalarına hasretçesine vuruyor kırmızı siyah bayraklı dev cüsseli yüzen adaya. Günün ilk ışıkları, mavimsi dağlar ardında belirmeden yelkenler fora... Hırçın dalgaların köpürüşündeki ürkütücü intizam bozuyor karanlığın sessizliğini ve bağırmaktan gırtlağının ayarı bozulmuş seyirci'nin nidası yükseliyor kasvetli vakte...
Yalancı fecirler beklemeye koyuluyor bir yolcu. Biliyor ki kaskatı gecelerin gölgesinde belirir en tatlı gündüzler. Oysa gündüzü de pek arzuluyor değil ne var ki sesini duyurmak istiyor bilinmezler ülkesinin halkına. Bilse ki oraya ne ilk giden ne de son giden seyyah kendisi. Kendince bir diyarı tahayyül ediyor havsalasının alamayacağı,seslerini işitemediği ve konuşulanlara kulak kesilemeyeceği bir dünya.