Hazırlan, yolculuğa çıkıyoruz. Haydi durma ama öylece; al çantanı eline. Dolduruver neyin var yoksa. Evet evet, hadi bakma şaşkın şaşkın yüzüme. At şunları çantana, gidiyoruz.Şu vehimleri de bırak bir kenara, kuşku yaman düşmandır bilesin.
Al hayatını yanına. Önce nefretleri koy çantana. Öfkeyi sıkıştırıver bir kenara. Bastırılmış en asabi duygularını da al. Yer var daha, görüyorsun işte. Katla dolabına sıkış tepiş doldurduğun şu kıskançlık gömleklerini. Varsın kirli olsun yıkamaya bırakılmış gururun, nasılsa yine kirlenecek, al onu da bir köşeye. Az kalsın unutuyordum , yıllardır kullanamadığın isyan gömleklerin gardrobun en kıyısında. Sahi bedenin çok mu genişledi görüşmeyeli. Oysa hep beraber değil miyiz,hiç de fark etmemiştim bunu, ne tuhaf... Olsun, boşver bu kuruntuları, lazım olur elbet. Hep öyle değil mi ya, lazım olur her şey en umulmadık anlarda.Durma orada öylece, hiç nasihate mecalim yok. Kelin ilacı olsa… Sahi,nerede her gün garip bir vehimle değiştirdiğin siyah çorapların. Çıkar onları da üçüncü çekmeceden. Baksana şunlara,hepsi de kara. Günün perişaniyeti mi damladı üzerine, altta kalmanın rengi mi yoksa. Her neyse, at gitsin ön göze onları da.
Biliyorum elbet,zordur seyahat etmek. Valiz dolar,eşyalar bitmez. Unutmaktır belki hayatın en büyük düşmanı.Unutmak demişken, bak hala nisyan kravatı boynunda. Neydi onun adı; 'medeniyet yuları.' Çıkar şunu, sen de istiyorsun ondan kurtulmayı belli ki, işte sana fırsat. Çek bir ucundan, al ondan da hırsını.Bitmez vallahi bu eşyalar. Hırs demişken, onu da at yan göze, nasıl olsa onsuz bir seyahat olacak bu.
Çıkmadan, pencere açık kalmış, bir zahmet kapatıver, ha unutmadan at elindeki çantayı da aşağı.Zaten anlaşılan çok ağır ve sen onu taşıyamayacaksın. ‘Gerekli’ mi? Yoo hayır. Kandırma kendini, kaldırmaktan acizsin işte. At gitsin, hadi ama bekleyemem, gidiyoruz, o çanta ve içindekilerin olmadığı bir seyahate çıkıyoruz..............2011'e hoş geldin ABLA'sı...
Al hayatını yanına. Önce nefretleri koy çantana. Öfkeyi sıkıştırıver bir kenara. Bastırılmış en asabi duygularını da al. Yer var daha, görüyorsun işte. Katla dolabına sıkış tepiş doldurduğun şu kıskançlık gömleklerini. Varsın kirli olsun yıkamaya bırakılmış gururun, nasılsa yine kirlenecek, al onu da bir köşeye. Az kalsın unutuyordum , yıllardır kullanamadığın isyan gömleklerin gardrobun en kıyısında. Sahi bedenin çok mu genişledi görüşmeyeli. Oysa hep beraber değil miyiz,hiç de fark etmemiştim bunu, ne tuhaf... Olsun, boşver bu kuruntuları, lazım olur elbet. Hep öyle değil mi ya, lazım olur her şey en umulmadık anlarda.Durma orada öylece, hiç nasihate mecalim yok. Kelin ilacı olsa… Sahi,nerede her gün garip bir vehimle değiştirdiğin siyah çorapların. Çıkar onları da üçüncü çekmeceden. Baksana şunlara,hepsi de kara. Günün perişaniyeti mi damladı üzerine, altta kalmanın rengi mi yoksa. Her neyse, at gitsin ön göze onları da.
Biliyorum elbet,zordur seyahat etmek. Valiz dolar,eşyalar bitmez. Unutmaktır belki hayatın en büyük düşmanı.Unutmak demişken, bak hala nisyan kravatı boynunda. Neydi onun adı; 'medeniyet yuları.' Çıkar şunu, sen de istiyorsun ondan kurtulmayı belli ki, işte sana fırsat. Çek bir ucundan, al ondan da hırsını.Bitmez vallahi bu eşyalar. Hırs demişken, onu da at yan göze, nasıl olsa onsuz bir seyahat olacak bu.
Çıkmadan, pencere açık kalmış, bir zahmet kapatıver, ha unutmadan at elindeki çantayı da aşağı.Zaten anlaşılan çok ağır ve sen onu taşıyamayacaksın. ‘Gerekli’ mi? Yoo hayır. Kandırma kendini, kaldırmaktan acizsin işte. At gitsin, hadi ama bekleyemem, gidiyoruz, o çanta ve içindekilerin olmadığı bir seyahate çıkıyoruz..............2011'e hoş geldin ABLA'sı...



