yine bir günbatımında
gece usuldan göz kırparken
ve söylerken martılar akşamın türküsünü
iskeledeyim rüzgar beni sararken
köşeden simitçinin sesi
-simitlerim sıcak,simitlerim sıcak!
üfürme amca,ısırsam dişlerim kırılacak
işte az ilerde Sahip amca
hiç bozmamış istifini
iki akşam evvel biraktığım yerde
ha işte tam o kayanın yanında
mıhlanmış gözleri kamışında
ona gör,alık olurmuş insan tumayınca balık
işte geliyor bak bi tane
öteden arnavut Kemal:
bravo bravo
tevbe de ulan desene maşallah
keser nimetini Tanrı hanimallah
yanımdan geçiyor iki kumru
belli ki yüzük istiyor beriki
akıllı bizimkisi
kızım kalbime taktım çoktan
çıkartıp vereyim mi şimdi
-yoo yo orda kalsın istemez
belli ki haftası kalmış
vallahi vermez
Fenerde Hüsmen dayı yine devlet kurtarıyor
devlete verip Tayyibe sayıyor
Saddam deyip puştan çıkıyor
anlaşılan olanlara hiç kafası sarmıyor
Saddam diyor ölmeli çaresi yok
-Iraka bundan gayrı yol yok
memlekette ne var ne çok
biliyor hepsini mazaallah
salla babam salla, at amcam at
gelene gidene bu lafları bedavadan sat
rejim kötü diyor iktidar feci
yanındakilerse toptan tefeci
bir kendi var bilen
muhtardan olacak vekil
gör o zaman nasıl kükrüyor bizim tekir
bu sene diyor memlekette pazar olmayacakmış
Amerikan bizi soyacakmış
kendisi bi don bir de gömlek kalacakmış
sonra aonra...
Türkiye Amerikana yol,deniziyse göl olacakmış
olur amcam olur sen söyle ben söyleyim
zaten bir biz kalmıştık atmadık
az mı bu memleketin anasını satmadık
30 Aralık 2009 Çarşamba
24 Aralık 2009 Perşembe
BİR HİS TEVEHHÜMÜ...
Beynimde yaşanan fikir çatışmasının, beni hissi bir yalnızlığa sürüklediği günleri behemahal yaşıyor ve her zerresinde binbir teesüratın meçhul sebebebini garip bir tecessüsle araştırıyorum. Lakin nihayete varmanın engin hazzını iliklerime dek duyacağım o sakitane demlerde, tekerrür eden yeis rüzgariyle, kışın şedit soğuğuna küsmüş düşüncesini, her haliyle muayyen bir surette hissettiren kuru çınar ağacının akıbetine uğramaktan kendimi alamıyorum.
Her saat diliminin kendine has şivesi ile mırıldandığı mazi ve müstakbele karşı çağrısımları, sanki kulağıma değip geçen, ardından gayr-i ihtiyari bir temayülün eseri olarak kalbime sokulan eğreti bir misafirin memnuniyetsizliğini iliklerime dek hissettiriyor. Ne var ki yine bilemediğim bir fikir helezonu, hücrelerimin her varoluş ve tükeniş anına müşahit, bulduğu ilk boşlukta tüm sinir sistemimi felç edip beynimin hakim olmakta müşkülatta kaldığım fakültelerini, gayet ustaca tesir altına alarak şekli bir inzibattan ziyade, ruhumun koridorlarında dolaşmayı tercih ediyor. Bu izbe ve sakit koridorda sağa sola yaslanmış,,yer yer hafif bir cereyan tesiri ile açılıp kapanan kapılar, yalnızlığımı ve sessizliğin korkunç düşüncesini boğup, filhakika pek hoşuma gitmese de en azından varlığımın birer şahidi olması itibariyle beni derin yalnızlık uykusundan uyandırıyor.
Hayata dair her fısıltı, ruhumun en tenha koylarında öyle yankılanıyor ki, yağmur öncesi gökgürültüsü tesiriyle, bu ahvalde evde yalnız kalmış ürkek bir çocuğun korkusunu her yutkunuşumda boğazımda ince bir acı hüviyetinde hissettiriyor. Kendi kendime en adi bir teselli yerine geçebilecek ümit adına bir sesi, gecenin zifiri karanlığında hayal avcılığı yapan baykuşun uğultusuna emanet edip, tekrar ayanıp uyanmama adına derin bir endişe ile uykunun beni nisyana sürükleyen atmosferine teslim-i beden ediyorum.
20 Aralık 2009 Pazar
İDAMIM OLSUN...
Geceyi bana verin,gündüzler sizin olsun.Yıldızlar benim,güneş sizin; ay benim aydınlık sizin,sizin olsun. Perde perde çekeyim zifiri karanlığı üzerime,uzanayım kara bulutlar üzerine,yalnız,yapayalnız…
Gece bekçisi de istemem,uğramasın semtime; yok benden başka hırsız.Karanlık caddelerin,sokak başında titreyen ampulün, fersiz pencerelerin ışığını çalan ben yine ben olacağım.
Tek tek toplamak istiyorum kayan yıldızları, düşüşlerine nice dilekler emanet edilmiş her birini çalmak istyorum. Onları kayarken gören gözleri merak ediyorum.H
er saniyesinde büyüyen gözbebeklerinin tecessüsünü istiyorum.En mahrem hislerin,her haliyle hayalden tecessüm etmiş duyguların resmini çizmek ve salıvermek istiyorum gökyüzüne.Binlerce,milyonlarca hayal ve umut avcısı gözü seyretmek istiyorum ömrümün son gecesi.
İdama mahkum hayallerime bir savcı istiyorum.Uzatmasın sürgünümü,kırsın kalemimi,kırsın ki daha gündüzler istemiyorum.Alın gündüzler sizin olsun,uzun gecelerimi verin bana,idamım olsun…
er saniyesinde büyüyen gözbebeklerinin tecessüsünü istiyorum.En mahrem hislerin,her haliyle hayalden tecessüm etmiş duyguların resmini çizmek ve salıvermek istiyorum gökyüzüne.Binlerce,milyonlarca hayal ve umut avcısı gözü seyretmek istiyorum ömrümün son gecesi.İdama mahkum hayallerime bir savcı istiyorum.Uzatmasın sürgünümü,kırsın kalemimi,kırsın ki daha gündüzler istemiyorum.Alın gündüzler sizin olsun,uzun gecelerimi verin bana,idamım olsun…
17 Aralık 2009 Perşembe
GİTMEK BU ŞEHİRDEN
Varlığını çekerek bu şehrin sisli havasından, kokunu sıyırarak her zerresinden, hiç gelmemişçesine gitmek…
Gitmelerin en sessizi, bilinmeme duygusunun en gizemlisi ile kaybolmak kendi içinde. Şehrin her köşesinden çekip almak hayallerini dahi. Armağan ettiği anlık mutlulukları alıp yanına, bırakarak belki bir parçanı akıp gitmek zamana. Çıkınında ayların,senelerin seyyiatı. Son kez basarak paranoyak adımların müsebbibi kaldırımlara, bir buruk serzenişin feryadını duyarak. Sanki gelmemiş gibi, hiç kimse bilmiyor, tanımıyormuşçasına; öyle rahat öyle huzurlu...Sevap ve günah defterini koyarak siyah çantana, iliştirip gözüne kara kalem ve silgini; tekrar yazmak ve çizmek için bir hayatı yeniden.Kader muammasına teslim edip bedenini, aklını alıp ruhunun elinden… gitmek.
Gitmek karmaşık duygular arefesinde, gitmek sisli bir pazar sabahı, sadece gitmek için.
Gitmelerin en sessizi, bilinmeme duygusunun en gizemlisi ile kaybolmak kendi içinde. Şehrin her köşesinden çekip almak hayallerini dahi. Armağan ettiği anlık mutlulukları alıp yanına, bırakarak belki bir parçanı akıp gitmek zamana. Çıkınında ayların,senelerin seyyiatı. Son kez basarak paranoyak adımların müsebbibi kaldırımlara, bir buruk serzenişin feryadını duyarak. Sanki gelmemiş gibi, hiç kimse bilmiyor, tanımıyormuşçasına; öyle rahat öyle huzurlu...Sevap ve günah defterini koyarak siyah çantana, iliştirip gözüne kara kalem ve silgini; tekrar yazmak ve çizmek için bir hayatı yeniden.Kader muammasına teslim edip bedenini, aklını alıp ruhunun elinden… gitmek.
Gitmek karmaşık duygular arefesinde, gitmek sisli bir pazar sabahı, sadece gitmek için.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)