7 Şubat 2010 Pazar

NE KALDI...

HARFLER MAHREÇSİZ, KELİMELER NİZAMSIZ, TÜMCELER ANLAMSIZ. HİSSİYAT, ZİHİN HARMANINDA KAYBEDİŞİN İNKİSARINI YAŞIYOR. VARSIN OLSUN, NEVMİD OLMAK DA NİYE; YEİS GECESİNİN ZEVALİNE NE KALDI?...

2 Şubat 2010 Salı

ÇOCUKLUĞUMUN BEYAZ ADAMI

Yine beyaza yürüyor bu şehir. Gökyüzü beyaz,kar beyaz,caddeler, sokaklar beyaz,bembeyaz. Kirli duygulara ve paslanmış düşüncelere rağmen beyaz.
Daha dün garipseyen ve alaylı bakışlar altında adımlamuştım kaldırımları umarsız yağan doluya inat. Neden hiç aldırmamıştım sırılsıklam olan pantolonuma ve içi su dolan ayakkabılarım içinde ayaklarımın üşümesine. Şimdi ise izlemenin bile soğukluğunu bütün hücrelerime dek hissettiğim sakitane demde, üşüyor ve belki de yalnızca üşüyebiliyorum.


Hatırlıyorum şimdi, on yaşlarında Akdenizin küçük bir ilinde, belime dek yürüyen kara rağmen nasıl hissetme yetisini kaybetmişçesine durmaksızın kartopu oynadığımı, binbir güçlükle yaptığımız kardanadam için annemin pencereden kızarmış ve titreyen ellerime havucu nasıl tutuşturduğunu.Ailemize yeni katılmış bir fert gibi saygı duyduğum bu eli süpürgeli, pinokyo burunlu garip adam da kimdi.Bir de akşama yakın saatlerde titreyen ellerimi ve yeni alınan çizmelerim içinde nemlenen ayaklarımı sobanın o kendisine çeken atmosferine nasıl ısıtmaya çalıştıştığımı. Her saat perdeyi aralayıp karanlığın ortasında bu beyaz adamı buğulu camdan izlemenin hazzını hangi muayyen hadise verebilirdi bana bilemiyorum. Gece üşümemesi için kaçkolumu emanet ettiğim bu beyaz adam, elbette ki var olduğu sürece benim en değerli arakadaşım, ona zarar vermeye yeltenen her arkadaşım ise belli ki yeni düşmanım olmaya adaydı. Hemen ertesi güm yüzünü gösteren güneş birçoğu için saadet vesilesi olsa bile çocukça aklım ile belli ki benim en sevdiğim dostumu an ve an benden almak için haince planlar yapan bir oyunbozandı. Ve belki de ondan daha kötüsü güneşin bile eritip bitiremediği bu soğuk dostumu bir sabah yarı mahmur gözlerimle, pencerenin buğusunu elimle şöyle bir sıyırdığımda yerinde göremememdi.
Her sene aynı bilemediğim bir elin onu yok edeceğini sezmeme rağmen küçük bir umutla nasıl da teselli ederdim kendimi. Ama artık anlıyordum ki başka bir teselliye ihtiyacım vardı ki o da tekrar kar yağması için Allahıma dua etmek: aksi takdirde gelecek kış yapacağım kardanadamın planını yapmak.

Ve yine bakıyorum penceremden,beyaz entarisi ile salına salına geliyor. Sahi merak ediyorum, benim sadık dostum bana dargın mıdır diye. Ya sitem ediyorsa bana. Belki bir gün seni tekrar ayağa kaldıracağım beyaz adam, tekrar,söz veriyorum...